Duyuru ->
Geri
FEDERASYON KULÜPLERİMİZ ANTRENÖRLER HAKEMLER BOKS SPORU SPORCU SAĞLIĞI ve BESLENME LİNKLER




Ziyaretçi Sayısı 3.854.875

ORHAN AYHAN

Efsanelerimiz sayfalarının üçüncü konuğu Türk Spor Basını'nın usta kalemi, spor camiasında 50. yılını kutlayan bir duayen, Boks maçlarının unutulmaz sesi, Orhan Ayhan .Efsanelerimiz dizisi, Merkez Hakem Komitesi üyesi Hasan Çolakoğlu, İstanbul Boks İl Temsilciliği Organizasyon Komitesi üyesi S. Ömer Ekinci ve Basın Komitesi Sorumlusu Cumhur Özkanber'in Orhan Ayhan ile yaptığı söyleşiyle devam ediyor. 

Cumhur Özkanber  : İstanbul Boks İl Temsilciliğinin resmi yayın organı olan www.istanbulboks.org adlı sitemizde yer alan efsanelerimiz bölümünde yeni konuğumuz Sayın Orhan Ayhan. Efsanelerimiz bölümüne Cemal Kamacı ile başladık, Garbis Zakaryan'la devam ettik.Şimdi de sizin konuğunuz olduk.
Dilerseniz şimdi sorularımıza geçelim ,boksla ilk tanışıklığınız ne zaman ve nasıl oldu? 

Orhan Ayhan  : 1957 yılında Son Posta'da spor yazarlığına başladım. O sıralarda futbol yine popülerdi ama şimdiki gibi değildi. O zaman spor sayfası, gerçek bir spor sayfasıydı.27 Temmuz günü hiç unutmam bir manşet çıktı Son Posta'da.26 Temmuz günü beni ilk işime gönderdi müdürüm. Dedi ki "Yedikule'ye gidiyorsun, İstanbul Kürek Şampiyonası var, onu izleyeceksin". "Peki" dedim ve gittim.Yanımda da bir çocukcağız, spor yazarıymış, o da o gün başlamış.Atilla Karsan. Nasıl takip edeceğiz dedim, "Bilmiyorum" dedi. Ben de iyi koşan bir adamım, dedim ki "Start verildiğinde ben sahilyolundan Kumkapı'ya kadar koşacağım, o zaman görürüz birinciyi, ikinciyi". Biz böyle konuşurken, Etfal Nogan vardı o zaman, kürek sporunun babası, Federasyon başkanıydı."Hadi bakalım basındaki arkadaşlar, tekne sizi bekliyor" deyince ben uyandım.Atladık tekneye, sonuçları aldık geldik. Haberleri yazdık ve gazeteye verdik.Ertesi gün bir baktım sekiz sütun manşet. "Galatasaray , kürekte İstanbul Şampiyonu!".Şimdi böyle birşey düşünebiliyor musunuz? Bir kürek takımı İstanbul şampiyonu olacak, sekiz sütun manşet olacak, böyle birşey hayal edebilir misiniz? İşte bu yüzden diyorum, o zaman "Spor sayfası" vardı diye. Dolayısıyla biz o sayfalarda pişerdik, yetişirdik. Bizim gazeteye güreşçiler gelirdi, boksörler gelirdi, tenisçiler gelirdi. Tabii futbolcular da gelirdi.Ve bütün bu sporlarla ilgili haberler çıkardı.Gazeteye birçok boksörün geldiğini de söyledim ya, ben de bu vesileyle boksu sevmeye başladım.Sonra Garbis Zakaryan ile tanıştık.1962 yılında ben İstanbul Radyosu'nun açtığı spor spikerliği imtihanında birinci oldum. 63 yılının Ocak ayında anlattığım ilk maç Galatasaray-Milan maçıydı. Ve daha sonra İstanbul Radyosu'ndan bana dediler ki "Boks maçı var , Garbis Zakaryan'ın maçı var , anlatabilir misin?".  "Anlatırım, ben spor yazarıyım, birçok sporu bilirim ve anlatırım" dedim.Ve neticede, Spor ve Sergi Sarayı'nda maçı anlatırken buldum kendimi.Garbis Zakaryan'ın Wene Brune ile maçı var ve o maçı anlattım.O müsabakada ne yazık ki Zakaryan 7. Raundda nakavt oldu.Ve anlatış, o anlatış. Garbis'i çok severim , çok iyi dostumdur, çok centilmendir.O gün büyük bir üzüntü yaşamıştım.Ama tabii boksta böyle sahneler var. Garbis Zakaryan , yedi raund boyunca rakibini oyalayacak ve yedinci raundda rakibini nakavt edecekti, verilen taktik buydu.Fakat olmadı. Garbis Zakaryan ile dostluğumuz böyle başladı.

Onun dışında benim babam Vefa Kulübü'nde kulüp başkanlığı yaptı uzun yıllar.Vefa'da boks şubesi kuruldu, beni şubenin başına getirdiler.Adnan Kerse benim antrenörümdü, fakat kendisiyle anlaşmak imkansızdı.Birçok boksör vardı kulüp bünyesinde o dönem.Mesela bir tanesi Arif Doğru.Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi 48 kilosu .Arif Doğru'yu bir türlü maçlara sokturamıyordum.Adnan Kerse, devamlı "olmadı, olmadı" diyordu. Arif Doğru'nun dışında bir de Hüseyin Çolakoğlu vardı, vurduğunu indiren bir boksördü o da.İkisi için de ortaya adımı koyup kesin talimat verdim "İstanbul Şampiyonası'na gidecekler!".İkisi de gitti, ikisi de maçlarını aldı.1960 da Hakkı Yücesoy Federasyonu'nda Basın Temsilciliği'ne getirildim.Ondan sonra da boksa ilgim devam etti. TRT'de yayınlanan amatör şampiyonalar Türkiye'de boksu iyice ısındırdı.Celal Sandal'lar, Arif Doğru'lar, Seyfi Tatar' lar , Hamdi Yiğit'ler, bunların hepsi yeni devrin modern boksörleri olarak göz doldurdular.Örneğin Ankara'da bir Türkiye Şampiyona'sı yapıldı Atatürk Spor Salonu'nda, kapılar kırıldı, 7500 kişi doldu.Ve ne dramdır ki, ertesi gün o salon çöktü.Eğer o gün çökseydi büyük bir felaket olacaktı.Amatör boks böyle devam etti, ondan sonra TRT'de profesyonel boks günleri devam etti, Muhammed Ali'nin bütün maçlarını anlattım.Sonra Mike Tyson'ın maçlarını anlattım.Daha sonra ben 1992'de Show TV'ye gittim, Sayın Erol Aksoy , çok kaliteli bir insandı ve bütün kaliteli insanlar gibi profesyonel boks hastasıydı karısıyla beraber.Bana dedi ki "Orhan abi boks maçlarını anlatır mısın", ben de peki dedim. Dünyadaki bütün profesyonel ağır siklet maçlarını TRT'den sonra Show TV aldı. Organizasyonun merkezi Paris'teydi, ben ayda üç-dört kere Paris'e gider gelirdim.Daha sonra merkez İstanbul'a geldi, sadece canlı yayınlar değil boks programları da yapmaya başladık.Sonra ben TRT'ye döndüm 1994'de. Genel müdür danışmanı olarak.Yeni bir genel müdür gelmişti Prof.Tayfun Akgüner.Beni tekrar TRT'ye zorla götürdü.Tabii dışarıda yine özel kanallarda maç anlatmaya devam ettim.Daha sonra Türkiye profesyonel boksu Erol Aksoy sayesinde sevdi, beğendi. Benim de bunda bir katkım varsa ne mutlu bana.Daha sonra 2001 krizi patlak verdi.Kimse boks maçına para verip yayınlamak istemedi o dönem.Ama 2, 2.5 senedir yeniden revaçta. 
 
S. Ömer Ekinci  : Sevgili Orhan Ayhan, sizin gibi bir söz ustasına sorular sormak hem çok keyifli hem de oldukça zor. Çünkü insan hangi soruyu önce soracağına karar veremiyor.Herşeyden önce benim fikrimce iyi bir gözlemcisiniz, maçları sadece anlatmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda yorumluyorsunuz da. 

Orhan Ayhan  : Çok iyi yakalamışsınız bu yönümü, bravo! 
 
S. Ömer Ekinci  : Çok farklı ve renkli yorumlarla maça çok farklı bir tad katıyorsunuz.Hangi spora ait bir müsabakayı anlatırsanız anlatın, anlatma tarzınız ve ifade şekillerinizle insanların dikkatini cezbediyorsunuz.İnternette yaptığım araştırmalarda özellikle gençlerin, sizin maç esnasında söylediğiniz cümleleri sitelere yazdığını gördüm. Şimdi de bu yorumlama ve gözlem yeteneğinize dayanarak bir soru sormak istiyorum.Geçmişteki boks ile şimdiki boksu kıyaslarsak ne gibi farklar yakalayabiliriz? Örneğin rahmetli Orhan Tuş bir röportajda diyor ki "Eskiden boksta kask takmak mecburiyeti olmadığı için boksörler yumruk yememek için daha esnek ve estetik hareketler sergilerlerdi.Bu bir lezzet katardı." Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir? 

Orhan Ayhan  : Rahmetli Orhan Tuş çok haklı, seyirci boksörün yüzünü görmek ister. Kaskı takınca boksörün yüzünü kaybettik.Rahmetli Orhan Tuş , çok hareketli , yerinde duramayan bir boksördü lafı gelmişken.Eski boks ile şimdikini kıyaslarsak, yoğurda benzetebiliriz.Eskiden yoğurt yapılırdı, ertesi güne kalırsa ekşirdi.Şimdi ise dolaba koyuyorsunuz, 15 gün sonra bile aynı lezzetinde.Ama içine neler katılıyor kimbilir.Olay budur, o zamanın sporcuları bir zerafet katmak derdindelerdi.Ve çok teknik boksörlerdi.Şimdi ise daha çok kondisyona dayalı.Böyle olunca iş fabrikasyon oluyor.Fark budur.Eski mi iyi yeni mi iyi diye birşey yok, her dönemin tadı ayrı. 
 
S. Ömer Ekinci  : Bu noktada gözüme çarpan bir tezata değinmek istiyorum.Zaman mutlaka birçok şeyi değiştiriyor ama, iletişim çağında olmamıza rağmen, bilgiye çok hızlı ulaşabilmemize rağmen eski İstanbul'da salonlar dolardı, kapılar kırılırdı diyorsunuz.Oysa bunu bugün sağlayamıyoruz, bırakınız Boks'u futbolda bile tribünler dolmuyor.Bu tezat nereden kaynaklanıyor? 

Orhan Ayhan  : Tabii İstanbul eskiden şimdiki gibi değildi.Çok daha az ve elit insanlar yaşardı.Ve insanlar gazete okurdu.O yüzden bir müsabakanın öğrenilmesi zor değildi.Trafik derdi olmadığını ve o zamanki İstanbul'un da nispeten çok büyük bir kent olmadığını düşünürsek ulaşım da kolaydı.Fark buradan kaynaklanıyor. 
 
 S.Ömer Ekinci  : Sn. Orhan Ayhan, sizin bir sözünüzden hareketle , boksun izleyicilerinin zengin ve elit kesim olduğunuzu biliyoruz.Ama boks aynı zamanda genellikle maddi durumu çok iyi olmayan ailelerin çocuklarının yaptığı bir spor.Netice itibariyle boksu maddi durumu iyi olmayanların yaptığı, iyi olanların da izlediği bir spor olarak tanımlayabilir miyiz? 

 Orhan Ayhan  : Evet tabi ki, boks aslında bir fakir sporu olarak bilinse de günümüzün modern dünyasında her kesime hitap eden bir spor branşı haline gelmiştir.Bu nedenle bu tür bir ayırım yapmayı doğru bulmuyorum.Ama izleyicilerinin çoğu, eskiden beri smokinli erkekler, kürklü kadınlardan oluşur. 
 
 Cumhur Özkanber  : Bugüne geldiğimizde Boks Federasyonu yönetim kurulu üyesisiniz. Boks'un tanıtımı, gelişmesi için faaliyet göstermesi gereken ilk mercisiniz.Boks Federasyonu çatısı altında yaptığınız çalışmalar nelerdir? 

Orhan Ayhan  : Bildiğiniz gibi Federasyonumuz özerkliğini almış durumda.Artık kendisi pişirip kendisi yiyecek.Öyle eskisi gibi devletten akan parayla işi sürdürmek olmayacak.Birkaç sene daha devletin yardımı devam edecek ama sonra kendimiz yürüteceğiz.Federasyonumuzun üyeleri önemli işadamları, kapital sahibi insanlar .Hiçbir zaman üyelerden yapılan yardımlarla federasyonun yürütüleceğini söylemek istemiyorum.Mesela Ankara'da bir genel kurul yaptık.5 yıldızlı bir otelde yaptık. 130 misafirimiz vardı gece kalacak olan.Dediler ki "Devletin parasını yiyorsunuz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsunuz". Basit laflar bunlar, ayrıca devletten de yardım alınabileceği halde almadık.Tüm üyeleri ceplerinden para koyarak misafir ettik.Şimdi bu taşıma suyla değirmen döndürmektir. Bir de eskiden federasyon, sadece Caner Doğaneli ve birkaç üye üzerinden giderdi.Artık bir ekip çalışması var. 
 
 Cumhur Özkanber  : Boksun ve diğer amatör sporların gelişiminde ve kamuoyuna ulaşmasında en büyük etken medya.Sizce medya görevini yapıyor mu? 

Orhan Ayhan  : Benim medya için söyleyecek hiçbir sözüm yok. Yapaylaşmış, fabrikasyonlaşmış bir medya var şu an.Ben Spor Yazarları Derneği'nin kurucu üyesiyim, 11 yıldır da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu üyesiyim. Medyamız futbolun esiri oldu, hele de 4 büyüklerin sözcüsü haline geldi.30-40 saniye spor haberi mi olur? 
 
Cumhur Özkanber  : Posta Gazetesi'nde yazılara başladığınızı biliyoruz.Boks camiası için büyük bir nimet olacak bu.Çünkü sadece ve sadece boksu yazacağınızı kaydetmişsiniz.Posta Gazetesi de Türkiye'nin en çok satan gazetesi.Bu sayede bütün okuyucular boksla ilgili haberler alacaklar 

Orhan Ayhan  : Ama şu da var ki bu yazıları yazarken benim moralimi ve heyecanımı yüksek tutmaları lazım.Ben yazıyı yazdıktan sonra arkaya atarlarsa, 15 gün sonra yayınlarlarsa yazar heyecanını, yazı da aktüalitesini kaybeder.Ben ayrıca sadece aktüel değil, nostaljik yazılar da yazacağım. O yüzden sanıyorum iyi bir sonuç alacağız çünkü Boks medyada layığını bulamıyor.Bakın Cemal Kamacı Avrupa Şampiyonu oldu, ben onun şampiyonluğunda en önemli faktörlerden biriyim.Basında bulduğu o büyük yankıyı da ben oluşturdum.Cemal'in şampiyonluğu döneminde manevi abisi, takım arkadaşı bendim.Sabah 6.30 da evime gelirdi, Belgrad Ormanlarına giderdik.Arabayı parkeder, kilometrelerce koşardık.Sonra kaloriferleri açar kilo verdirirdik.Kilo problemi vardı, şimdi ise çok daha zayıf.Keşke o zaman bu kiloda olsaydı, çok daha büyük başarılar alırdı. 
 
Cumhur Özkanber  : Türkiye'de Profesyonel boksun olmayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Orhan Ayhan  : Tabii amatör boks ile profesyonel boks çok ayrı şeyler.Profesyonelde karşılaşılan rakiplerin seviyesi maç yaptıkça artar.Çünkü her boksöre kendi ayarında bir rakip çıkar.Böylece basitten başlayıp zora doğru gider ama bu arada da pişer.Amatörde böyle birşey yok, ilk turda karşına çok dişli bir rakip çıkarsa bittin.Çünkü zaten senede kaç tane turnuvaya katılıyorsun ki? Profesyonel boksun tarzı farklı, amatörün tarzı farklı. Profesyonel boks için çalışmalarımız sürüyor.Türkiye'ye profesyonel boks için talimatnameler müsait, mevzuat müsait, artık federasyon olarak profesyonel organizasyonlara da giriyoruz.Mesela Sinan Şamil'in Ankara'daki profesyonel maçını Federasyonumuz organize ediyor. 

Hasan Çolakoğlu  : Boksumuz hiçbir dönemde olmadığı kadar iyi durumda, Kars'tan, Ağrı'dan , Elazığ'dan şampiyonlar çıkmaya başladı. Bu güzel haberler bizlere geliyor.Ama boksun daha da yaygınlaşması için profesyonel boksun oluşması lazım.Burada da görev sizin gibi duayenlerimize düşüyor 
 
Cumhur Özkanber  : İşin bir de maddi tarafı var.Amatör sporcuların çoğu para kazanamıyor.Yerel yönetimler işin içine girene kadar bu oran daha da düşüktü.Ama şimdi belediyeler bu işe yatırım yapmaya, kulüpler kurmaya, sporculara sponsor olmaya ve müsabaka düzenlemeye başladıkça sporcular için maddi olanaklar gelişti.Örneğin Kıraç Belediye Başkanı Sn. Hamit Öncü. Belediye bünyesinde boks takımı kurdular.Geçen sene 19 Mayıs'ta da Gençlik ve Spor Boks Şampiyonası'nı Kıraç'ta Kıraç Belediyesi ile ortaklaşa düzenledik.Açık havada enfes bir turnuva oldu ve 5000'e yakın bir izleyici topluluğu geldi.Atmosfer müthişti.Belediye başkanı, galip gelen sporculara altın takdim etti. 

Orhan Ayhan  : Bravo! Kendilerini tebrik ediyorum. 
 
Ömer Ekinci  : Sn. Orhan Ayhan, İstanbul Boks olarak son 1 yılda özellikle ön plana çıkardığımız bir konu, bir eksikliğimiz var. Galatasaray gibi köklü bir kulübün boks şubesini kapatması.Siz ne düşünüyorsunuz? 

Orhan Ayhan  : Ben 2003'den beri tüm boks maçlarında , Olimpiyatlarda , özel turnuvalarda devamlı Galatasaray'ın boksta yeralmasının boksa büyük katkı sağlayacağını, renk getireceğini, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a teşekkür ettiğimizi ama Galatasaray'ın katılımının rekabet yaratacağını söyledim.Bir de birşey daha, Aziz Yıldırım'ı devamlı tebrik ettim, teşekkür ettim.Çünkü Fenerbahçe, Boks'a sürekli ilgi göstermiştir.Dolayısıyla buradan da Aziz Yıldırım'a teşekkür ve tebriklerimi gönderiyorum. 
 
Hasan Çolakoğlu  : Yeri gelmişken, Fenerbahçe , 5 bölgede Boks okulu açtı.Bir şampiyonaya 5 bölgeden antrenörler, kendi sporcusunu getiriyor.Ve muazzam bir rekabet ortaya çıkıyor.Beşiktaş, ücretlerini arttırdı.TSE , Fenerbahçe'den daha yüksek maaşlar vermeye başladı.Tekel çok ciddi yatırım yaptı.Bana göre en büyük Boks rekabeti Tekel - Fenerbahçe rekabeti.Geçen yıl şampiyonluk son dakikaya kadar sürükleyici bir heyecanla Tekel'in oldu. 

Cumhur Özkanber  : Farklı bir konuya değinmek istiyorum.Yıllardır değişmeyen, çok dinç bir sesiniz var, sesinizi nasıl muhafaza ediyorsunuz? 
 
Hasan Çolakoğlu  : Bu soruya ben cevap vermek isterim, Orhan Ağabey'i çok iyi tanıdığım için.Kendisi mesleğine karşı inanılmaz bir sevgi ve saygı besler.Mesela Orhan Ağabey'i kışın boğazı açık göremezsiniz.En az 8 saat uyku uyur.Sigara kesinlikle içmez, içkiyi çok dikkatli tüketir. 

Cumhur Özkanber  : Televizyonculuk ve yazarlık dışında nelerle uğraşıyorsunuz. 
 
Orhan Ayhan  : Yılın büyük bir bölümü Kınalıada'da yaşarım.10 gün sonra gideceğim, kimse yokken çiçeklerin açmasını bekleyeceğim, doğanın güzelliklerini ,Temmuz ayında insan kalabalığı gelene kadar tadarım.15 Eylül'den sonra herkes çekip gittikten sonra birkaç ay daha o güzelliği yaşar, İstanbul'a dönerim.
Onun dışında çok iyi bir yemek ustasıyım. Yemek yapmaktan ve tattırmaktan çok hoşlanırım. 

S. Ömer EKİNCİ  : Bir sporcunun başarılı olması ve popüler olduğunda kendini kaybetmemesi için kimlere ne görevler düşer? 

Orhan Ayhan  : Bu sorunuza en büyük örnek Atagün. Atagün, trilyonla para kazandı ve sonra bitti.17 yaşında Olimpiyat ikincisi oldu, gümüş madalya aldı sonrası yok. Kendisini yetiştirseydi daha çok olimpiyat görürdü.Şimdi içim yanıyor. Çok kısa sürede zengin oldu, öyle bir yönlendirmek gerekiyordu ki o çocuğu, sindirebilsin içine. Beden hocasından önce her sporcunun bir akıl hocası vardır.Akıl hocası onu yönlendirir. Örneğin Cemal Kamacı, öyle vurduğunu indiren bir boksör değildi ama disipliniyle ve azmiyle bir yerlere geldi. Arkasında çok iyi bir ekip vardı 

S.Ömer Ekinci  : Yakın zamanda bir sporcu kardeşimiz 12 yaşında Barcelona'ya transfer oldu.Sonra Türkiye'deki birçok televizyon kanalı geceyarıları bu sporcuyu programa alıp top cambazlığı yaptırdı.Siz bir televizyoncu olarak böyle bir sporcuyu programınıza çıkartır mıydınız? Ve bu sporcuya etkisi ne olur. 

Orhan Ayhan  : Ailesi neden izin veriyor? Televizyon bir sanayi, onlar sporcuyu umursamazlar.Anne baba niçin çocuğunu televizyonlara yem ediyor. 
 
S. Ömer Ekinci  : Son olarak, ben İstanbul Boks Organizasyon Komitesi üyesi olarak İl Temsilcimiz Sayın Ömer Karadeniz'in en derin sevgi ve selamlarını getirdiğimizi söylemek isterim. Siz Türk Sporu'nun en önemli duayenlerinden birisiniz.Sizinle yaptığımız bu söyleşi tüm camimamız için çok önemli mesajlar içeriyor.İstanbul Boks camiası adına size çok teşekkür ediyoruz. 

Orhan Ayhan  : Ben de sizleri sevgiyle selamlıyorum, tüm boksseverlere sevgilerimi gönderiyorum.Ömer Karadeniz bey kardeşime de aynı şekilde selamlarımı gönderiyorum. 

Zafer Danyıldız
zafer@ent.com.tr
78.188.58.184 
Türk Boks Tarihi'nin en büyük kahramanlarından birisi
Zafer Danyıldız
zafer@ent.com.tr
03.07.2013 13:56:20
78.188.58.184 
Türk Boks Sporu'nun unutulmaz efsanelerinden biridir.
Yorumunu Facebook'ta Yap
Yorumunu Site Üzerinden Yap
23.06.2017 20:25:37
IP'niz: 54.158.250.39 
>>
Okuyamıyorsanız YENİLEYİN! | Lütfen Karakterleri YUKARIYA girin!
Küfür, hakaret,inançlara saldırı vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz!